news-details

Peitian'da bir köyün korunmasına ve yeniden doğuşuna kulak verelim

Vakıfbank 970x250

CGTN Muhabiri Yang'ın haberinde "Çin’in Fujian eyaletindeki Peitian köyüne vardığımda, yağmurun ardından gelen taze bir sabah yaşanıyordu. Heyuan Deresi'nin sularından hafif bir sis yükseliyor, kilometrelerce uzanan tarihi sokağın yağmurla yıkanmış parke taşları pırıl pırıl parlıyordu. "Dokuz Salon, On Sekiz Avlu" mimarisinin o derin avluları ve yüksek duvarları arasında yürürken insan ister istemez duraksıyor: Sekiz asırlık bu Hakka köyü, zamanda donup kalmış bir tarih mi, yoksa hâlâ nefes alan canlı bir yaşam alanı mı?" ifadelerine yer verildi. Yang'ın haberinde şunlar aktarıldı:

"Burası "Halkın Yasak Şehri" olarak anılıyor; 70 bin metrekareye yayılan Ming ve Qing dönemleri mimari harikalarıyla adeta göz kamaştırıyor. Ancak insanı en çok etkileyen şey yapıların görkemi değil, köyün damarlarında akan o eşsiz canlılık. Jishu Salonu'nun önünde durduğunuzda, sanki hâlâ o kadim mısralar kulağınıza fısıldanıyor: "Su bir kuşak gibi kıvrılır, dağlar bir fırça misali; evde kitap, tarlada tahıl bereketi..." Zira gerçek koruma, köyü soğuk bir müze sergisine dönüştürmek değil; tarihi yapıların konuşmasını, kültürel mirasın nefes almasını sağlamaktır.

Bu his, köyün girişinde yer alan ve terk edilmiş bir tahıl ambarından müzeye dönüştürülen alanda gerçeğe dönüşüyor. Köylerine geri dönen gençler, burayı Hakka kültürü için bir kuluçka merkezine çevirmiş; ahşap baskı ve bambu örücülüğü gibi geleneksel zanaatları çağdaş sanatla ustaca buluşturuyor. Kadim somut olmayan kültürel miras, artık sadece cam vitrinlerin ardındaki bir sergi ürünü değil; bizzat deneyimlenebilen ve evinize götürebileceğiniz sıcak bir anı. Kısa bir süre önce burada hayata geçirilen "Geleneksel Köyleri Koruma Projesi" de tam olarak bu ilkeyi yineliyor: "Öncelik koruma, temel kullanım, esas aktarım." Bu da tarihi konuşturmak ve kültürel varlıkları dile getirmek anlayışının özünü oluşturuyor. Zira kültürel aktarım katı bir muhafazakârlık değil; canlandırma yoluyla kökleri yaşatabilmektir.

Peitian'ın bu konuda kendi doğrusunu bulmuş olması ise son derece sevindirici. Yerel yönetim, "köy-şirket ortaklığı" modeliyle atıl durumdaki konutları değerlendirerek yüzlerce hanenin kültür turizminden gelir elde etmesini sağlıyor. "Onarım karşılığı kiralama" uygulaması ise hem eski evlere nefes aldırıyor hem de geleneksel ustalara yeni iş kapıları açıyor. Turizmden elde edilen gelirin bir kısmı köylülerin sağlık sigortası ve emeklilik fonlarına aktarılarak; koruma ile kalkınma, karşılıklı fayda temelinde kusursuzca buluşturuluyor.

Kilometrelerce uzanan o tarihi sokakta, eski konaklardan yükselen geleneksel On Ses müziği ile modern kafelerden süzülen hafif ezgiler muazzam bir armoni yakalıyor; Nanshan Akademisi'nde ders çalışan çocukların sesleri, sokağı gezen ziyaretçilerin ayak seslerine karışıyor. Peitian'ın hikayesi bize çok net bir mesaj veriyor: Kırsal kalkınma her şeyi yıkıp yeniden yapmak değil; kökleri koruyarak kadim geçmiş ile modern gelecek arasında yumuşak ve doğal bir diyalog kurmaktır. Sıla hasreti kalıcı bir yuva bulduğunda, o köyün de aydınlık bir geleceği olur."

  Hibya Haber Ajansı